Sosyal Medya Pazarlamasında Muhtemelen İnandığınız 12 Büyük Yalan (Güncel Rehber)
Sosyal medya pazarlaması, dijital pazarlamanın en çok konuşulan ancak aynı zamanda en fazla yanlış anlaşılan alanlarından biridir. Her gün yeni “uzmanlar”, “taktikler” ve “kısa yollar” ortaya çıkıyor. Ne yazık ki bunların önemli bir kısmı ya eksik bilgiye ya da tamamen yanlış varsayımlara dayanıyor.
Bu yazıda, sosyal medya pazarlamasında en sık inanılan yalanları, neden yanlış olduklarını ve doğru yaklaşımların neler olması gerektiğini detaylı şekilde ele alıyorum.

Yalan #1: Ne Kadar Çok Takipçi, O Kadar Başarı
Rakamlarla ilgili kurnazlıklar maalesef Twitter, Facebook veya LinkedIn gibi sosyal medya platformlarda çalışmaz. Alakasız takipçileriniz varsa, bu sitelerin algoritmaları mesajlarınızı çok az kişiye gösterir. Eğer Facebook sayfanız varsa bunu farketmişsinizdir.
Takipçi, beğeni kasmak kolay, 50-100 TL ile on binlerce takipçi veya beğeni elde edebilirsiniz, fakat ilgili takipçilerden daha kaliteli olamazlar.
Takipçi sayısı tek başına hiçbir zaman başarı göstergesi değildir.
Bugün Facebook, Instagram, X (Twitter), LinkedIn ve TikTok gibi platformlar;
etkileşim oranını,
takipçi–içerik alakasını,
paylaşım sonrası davranışları
takipçi sayısından çok daha fazla önemser.
Gerçek:
1.000 ilgili takipçi,
100.000 ilgisiz takipçiden çok daha değerlidir.
Sahte veya alakasız takipçiler:
erişimi düşürür,
algoritmanın içeriğinizi “önemsiz” olarak işaretlemesine neden olur,
reklam maliyetlerini artırır.
Doğru strateji:
Niş kitlenizi net tanımlayın ve yalnızca o kitleye hitap eden içerikler üretin.
Yalan #2: Beğeni ve Takipçi Satın Almak Marka Gücünü Artırır
Bu, sosyal medya pazarlamasındaki en tehlikeli yalanlardan biridir.
20–30 TL’ye alınan beğeniler:
etkileşime girmez,
yorum yapmaz,
satın alma davranışı göstermez.
Sonuç:
Algoritmalar erişimi kısar
Gerçek kullanıcılar markaya güvenmez
Sosyal kanıt (social proof) tersine döner
Unutmayın:
Takipçi satın almak, algoritmaya karşı kendi ayağınıza sıkmaktır.
Yalan #3: Sosyal Paylaşım Butonları Her Sayfada Olmalı
Sitenize sosyal paylaşım butonlarını eklerseniz trafiğinizin artacağını biliyor muydunuz?
Bunun doğru gözükmesine rağmen, bazen doğru olmayabiliyor. Bloglarda sosyal paylaşım butonlar çok iyi çalışıyor, çünkü insanlar eğitim içerikleri okumayı seviyor.
Fakat birçok sitelere sosyal paylaşım butonları eklenirse zarar verecektir. Neden? Çünkü insanlar ürün sayfalarınızı veya “hakkımızda” sayfanızı paylaşmak istemezler. Bu sayfalara butonlar ekleyerek, sadece ziyaretçilerinizin dikkatini dağıtırsınız ve dönüşüm oranlarınızı azaltırsınız.
Sosyal medya butonlarını eklemek için en iyi yer blogunuzdur. İnsanlar muhteşem içerikleri paylaşırlar. Fakat ürün, “hakkımızda” veya hizmet sayfalarınızı paylaşmalarını beklemeyin.
“Sitenize paylaşım butonu ekleyin, trafik artsın” söylemi her zaman doğru değildir.
Nerede işe yarar?
Blog yazıları
Rehberler
Eğitim ve bilgi içerikleri
Nerede zarar verir?
Ürün sayfaları
Hizmet sayfaları
“Hakkımızda” ve “İletişim” sayfaları
Bu sayfalarda sosyal medya butonları:
dikkati dağıtır,
dönüşüm oranını düşürür,
kullanıcıyı satın alma yolundan çıkarır.
Doğru yaklaşım:
Paylaşılabilir içeriklere buton ekleyin, satış odaklı sayfalardan uzak tutun.
Yalan #4: Sosyal Medya Trafiği Dönüşüm Getirmez
Eğer sosyal medya trafiğinin dönüşümü yoksa, Facebook’un değeri 100 milyar dolar olabilir miydi? Sadece Facebook değil. LinkedIn’in değeri yaklaşık 20 milyar dolardır ve Twitter’in değeri de 30 milyar dolardır.
Bu şirketlerin değeri çok yüksektir, çünkü bunların kullanıcıları para harcıyor, dolayısıyla da birçok şirketler bu sitelere reklam veriyor.
Ücretli sosyal reklamlara para harcayın demiyorum, fakat bu sitelerden yararlanmanızı öneririm, çünkü burdan gelen trafiğin dönüşümü iyidir.
Eğer sosyal medya trafiği dönüşüm sağlamasaydı:
Facebook milyarlarca dolar reklam geliri elde edemezdi,
LinkedIn B2B reklamcılığın merkezi olmazdı,
TikTok e-ticaret entegrasyonlarını bu kadar agresif geliştirmezdi.
Gerçek problem:
Sosyal medyadan gelen trafik değil, yanlış hedefleme ve yanlış içeriktir.
Doğru strateji:
Doğru platform
Doğru içerik türü
Doğru açılış sayfası (landing page)
Bu üçlü sağlandığında sosyal medya trafiği yüksek dönüşüm sağlar.
Yalan #5: Her İşletme Sosyal Medyada Olmak Zorunda
Son zamanlarda sosyal medya pazarlaması hakkında duyduğum en büyük yalan herkesin sosyal medyadan yararlanması gerektiğidir. Ben de bunun doğru olduğunu isterdim, fakat sosyal medya herkes için uygun değildir.
Örneğin, “Palantir” şirketini muhtemelen daha önce duymamışsınızdır, değeri yaklaşık 896 milyon dolardır. Neden bunu daha önce duymadınız? Çünkü gelirlerin çoğu hükümet sözleşmelerinden geliyor.
Elbette bu şirket Twitter’da ve Facebook’ta mevcut. Aynı zamanda blogu da var. Fakat hiçbiri gelirlerini arttırmaya yardım etmiyor. Yaptıkları birçok şey hükümet sözleşmeleri nedeniyle halka açık değildir.
Sosyal medya bunun gibi şirketlere yararı olamaz.
Eğer işiniz web üzerinden gelir sağlamıyorsa (ve değiştirmeyi düşünmüyorsanız), sosyal medya sizin için uygun olmayabilir. Elbette bu durumda markanızı tanıtmak için sosyal medyayı kullanabilirsiniz, fakat zamanınızı ve enerjinizi farklı alanlara yatırım yapabilirsiniz.
Sosyal medya her iş modeli için olmazsa olmaz değildir.
Örnek:
Devlet sözleşmeleriyle çalışan şirketler
Kapalı B2B ekosistemleri
Offline ağırlıklı sektörler
Bu tür işletmeler için sosyal medya:
satış kanalı değil,
yalnızca kurumsal vitrin olabilir.
Gerçekçi yaklaşım:
Eğer sosyal medya doğrudan gelir üretmiyorsa, marka bilinirliği sınırında tutun.
Yalan #6: Her Gün Paylaşım Yapmak Şart
Eğer her gün paylaşabileceğiniz muhteşem bilgi varsa o zaman sosyal medyayı günlük olarak kullanabilirsiniz.
Eğer yoksa, o zaman daha az sıklıkta kullanmayı düşünebilirsiniz.
Yüksek kaliteli paylaşımlar yapmaya ve etkileşime odaklanın. Her gün paylaşım yaparsanız bu başarılı olacağınız anlamına gelmiyor, ve sosyal medya hesabınızı da daha popüler yapmaz.
Eğer söylemeniz veya paylaşmanız gereken muhteşem bilgi varsa, o zaman sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Asla kalitesiz paylaşımlar yapmayın, takipçilerinizin canını sıkmayın.
Yalan #6: B2B şirketlerde işe yarayan şeyler B2C şirketlerde işe yaramaz
Bazı enteller “Bu taktikler B2B şirketler için uygulanabilir, fakat B2C’lerde değil” diyorlar.
Eğer B2B veya B2C şirketiniz varsa aynı taktikleri kullanabilirsiniz. Yararlı bilgileri paylaşabilirsiniz, hizmetiniz veya ürünleriniz hakkında sorular sorulara cevap verebilirsiniz, bu taktikler her iki alanda da çalışmaktadır.
Kalite, sıklığın her zaman önündedir.
Her gün paylaşım yapmak:
algoritmayı kandırmaz,
takipçiyi sıkabilir,
markanın algısını zayıflatabilir.
Daha iyi bir yaklaşım:
Haftada 2–4 yüksek kaliteli içerik
Gerçek etkileşim
Yorumlara aktif cevap
Az ama değerli içerik, çok ama boş içerikten her zaman daha etkilidir.

Yalan #7: B2B’de İşe Yarayan Taktikler B2C’de İşe Yaramaz (veya Tersi)
İnsan psikolojisi B2B veya B2C diye değişmez.
Her iki modelde de:
güven,
fayda,
problem çözme
sosyal kanıt
aynı derecede önemlidir.
Fark:
Sadece karar süresi ve satın alma süreci uzundur.
Yalan #8: Olumsuz Yorumları Silmek En Doğru Yoldur
Yapacabileceğiniz en kötü şey de olumsuz geri bildirimleri engellemektir. Eğer herhangi biri sizden veya şirketinizden memnun değilse, bu kişiyi engellemeniz yanlış olacaktır. Onun yerine, bu eleştiriyi ciddiye alın ve düzeltmeye çalışın.
Mesela bazı internet şirketlerin Facebook sayfalarına göz atın, olumsuz yorumları silmeden müşterinin sorunlarını çözmeye çalışırlar. Elbette olumsuz yorumlar iyi değildir, bu satışlarınızı ciddi anlamda kötü etkileyebilir, bu yüzden işinizi doğru dürüst yapın, kaliteye her zaman önem verin.
Aslında bizim insanları mutlu etmek gerçi zor, örneğin, Google Play’de bazı popüler uygulamalara olumsuz ve küfürlü yorum yapanların çoğu Türkiye’lidir.
Olumsuz yorumları silmek:
güvensizlik yaratır,
marka şeffaflığını zedeler,
potansiyel müşteriyi kaçırır.
Doğru yaklaşım:
Eleştiriyi açıkça yanıtlamak
Sorunu çözmeye çalışmak
Geri bildirimi geliştirme aracı olarak kullanmak
İyi yönetilen bir olumsuz yorum, satışa dönüşebilir.
Yalan #9: Viral Olmak Başarıdır
Viral olmak:
geçicidir,
çoğu zaman yanlış kitleyi çeker,
sürdürülebilir değildir.
Asıl hedef:
Sadık takipçi ve tekrar eden müşteri yaratmaktır.
Yalan #10: Her Platformda Olmak Zorundasınız
Tüm platformlarda olmak:
zaman kaybıdır,
kaynakları böler,
verimi düşürür.
Doğru strateji:
Hedef kitlenizin aktif olduğu 2–3 platforma odaklanın.
Yalan #11: Sosyal Medya Ücretsizdir
Organik erişim:
her yıl azalıyor,
algoritmalar reklamı teşvik ediyor.
Sosyal medya bugün:
içerik + reklam + analiz
üçlüsünü gerektirir.
Yalan #12: Sosyal Medya Tek Başına Satış Yapar
Sosyal medya:
satış sürecinin ilk ve orta adımıdır,
tek başına mucize yaratmaz.
Etkili olması için:
web sitesi
e-posta pazarlaması
CRM
remarketing
ile entegre çalışmalıdır.
Sosyal medya pazarlaması:
doğru beklenti,
doğru strateji,
doğru ölçüm
ile yapıldığında işletmeleri ciddi şekilde büyütebilir.
Ancak kulaktan dolma bilgilerle ve ezber taktiklerle ilerlemek, zaman ve para kaybına yol açar.
Her duyduğunuza inanmayın.
Veriye bakın, test edin ve ölçün.
Sosyal medya pazarlaması hakkında birçok yanılgılar vardır. Yani her duyduğunuz şeye inanmayın. Her zaman kendi araştırmanızı yapın.
Sosyal medya pazarlama ile işinizi ciddi anlamda büyütebilirsiniz, tabi eğer doğru şekilde kullanırsanız.
Bir yanıt yazın